Bizim gibi ülkelerde ister çoğunluğun iktidarı ister darbe dönemi olsun her iktidar kendi demokratik anlayışını yarattı. Binaenaleyh bu ülke her dönemde ötekisini yaftalamak ve hor görmeden geri durmadı. Bizden olan ve olmayan diye kutuplara ayrıldık ve ötekileştirmekten hiç bir zaman çekinmedik. Toplum kendinden farklı düşünenlere hiç bir zaman müsamaha göstermediği gibi karşısındakini dinlemeye bile gerek duymadı. Geçmişte de bu böyleydi, günümüzde de böyle, eğer umutsuz olursak gelecekte de böyle olacaktır.
Özgürlük sadece senin ya da benim yaşam alanım değil, bizim yaşam alanımız olduğunu kavradığımızda sorunlarımız azalmaya başlayacaktır. İktidarlar sadece kendi özgürlük alanını çizer, diğerlerini dışlarsa, ötekileştirme bir kural haline gelecek bu kuralın evrilmesi bunu yasa gibi algılamamamıza neden olacaktır.
Kimi için inançlarını özgürce yaşamak, kimi için inanmadığı için dışlanmamak, kimi için anadilini özgürce konuşmak, kimi için cinsel hayatını özgürce yaşamak.... uzayıp gidecek bir liste bu. Kaç kişi bunların bir arada olmasına tahammül gösterebilecek. İnsanlar radikal İslamcı diye yaftalandı. LGBT+ bireyler hep yok sayıldı; dışlandı. Ana dilini konuşmak isteyenler vatan haini sayıldı. ( Ülkemizdeki en kolay şey; "Vatan Haini" olmak. Düşüncen farklıysa eğer bizim gibi ülkeler hemen vatan haini ilan ediverir seni. Nazım Hikmet misali.)
Düşüncel olarak azınlığı dışlamadığımız da beraber yaşama bilincine olgunlaştığımız da tam bir demokrasiden bahsedebiliriz. Çoğunluk iktidarlarında her zaman azınlık küçümsendi, hor görüldü. Günün birinde azınlık çoğunluk olup, eski çoğunluğa zulmetmeye başladığında o zaman demokrasi denen kavramın sadece çoğunluk için değil tüm kesim için gereksinim olduğunu artık bu toplumun idrak etmesi gerekiyor.
Unutmamak gerekir ki bizler özgürlük alanlarımızı çizdiğimizde değil, çizilen alanları sildiğimiz de özgür olabileceğiz.
Yorumlar
Yorum Gönder