Türkiye'deki
seçim süreciyle ilgili yurt dışındaki bazı arkadaşlarımın yazılarını okudum.
1980 sonrası bu ülkenin yaşadıkları malumunuz. 1980 Askeri darbesi
sonrası aralarında Cem Karaca, Selda Bağcan, Melike Demirağ, Yılmaz Güney,
Şanar Yurdatapan... gibi isimlerinde olduğu 20.000'e yakın insanımız
vatandaşlıktan çıkartılarak MÜLTECİ konumuna düşürülmüştü. Bugün İran, Suriye,
Afganistan gibi ülkelerden binlerce mülteci ülkemize sığınıyor. Bugün
itibariyle yarım yamalak bir demokrasimiz var. Mülteci kabul eden Türkiye 1980
Faşist askeri darbesi sonrası kendi insanını mülteci konumuna düşürdü. Dünü,
bugünü biliyoruz. Ülkemiz için geleceğin ne olduğunu kestirmek zor.
Benim için hayat iki mevsimden ibaretti. Sıcaklığı, huzuru hissettiğim bahar, her daim mutluluk kaynağımdı. Bahar, karıncaların yuvasından çıkmasıyla başlardı. Ne zaman bir karınca yuvası görsem mutluluğum katlanırdı. Yeraltı dünyasının dev yürekli devrimcileriydi; Komün yaşamın en güzel örneğiydi onlar. Ve bu yaşam her zaman neşe kaynağım oldu. Sonbahar melankoli olduğum zamanın mevsimiydi. Kırgın, üzgün, yüreğimin üşümesiydi. Dedim ya hayat benim için sadece iki mevsimdi. Mevsimler anlamını yitirdi seni tanıdığım akşam ve hayatımın döngüsü 23 Şubata kilitlendi. Kış umuttu artık benim için; üşüyen yorgun yüreğime, kışın ruhuma sahip olan senin benliğin umut verdi. Ve kış huzurun, umudun başlangıcı oldu. Tahmin edemezdim kışı bu kadar çok özleyeceğimi ve kışın ayazını seninle karşılamak istediğimi. Kış beyaz örtüsüyle, yağmuruyla, sana olan sevgimin ırmak olup akması gibi gelsin. Kış hoş gelsin sefa getirsin. Kışımı bahara çeviren sevdiğim yüreğime umut ver...
Yorumlar
Yorum Gönder