Hani olur ya bazı şeyler vardır, tükürürsün çıkmaz boğazından , haykırsın çıkmaz. Konuşmak istersin konuşamazsın; Nefesin düğüm düğüm olur boğazına dizilir. Ne yutkuna bilirsin ne de atabilirsin.
Nefes almak bile ağır gelir sana, bir of çeker koca bir boşluğa düşersin... İşte şu an öyle bir yerdeyim. Ne yutkuna biliyor ne de nefes alabiliyorum. Umudu , hayalleri ,geleceği, yaşama dair neyi varsa yıkılmış, tükenmiş biriyim.
Üşüyorum biliyor musun. Bedenim değil ruhum üşüyor; kalbim üşüyor; hayallerim üşüyor. Hep geçmişi yaşıyorum, geçmişte sıkışıp kaldım ben, Yarınım yok biliyorum. Senin bana, benim sana kavuşa bilme umudumuz yok.
Üşüyorum, sana söylemek istediklerimi söyleyemediğim için, dilimde birikmiş kelimeler üşüyor.
Sensiz geçen koca bir yıl; gecesi ayrı gündüzü ayrı zulüm. Sensiz her mevsim anlamını yitirmiş; Ne uzun bir kış yaşadı bu şehir, bu yürek. Ve de kısa bir baharı oldu bu kentin, bu bedenin. Sonbahar yaprakları gibi yüreğim, kırılgan, kurumuş, tükenmiş. koptu kopacak dalından.
Ve umutsuzca her gün kapıyı gözlemek, her kapının çalışında gelmeyeceğini bile bile sanki gelen senmişsin misali umut etmek...Ne büyük bir acıdır bilir misin..!
Seni özlüyorum, özlememem gerektiğini bildiğim halde. Bir gün çıkıp gelsen ve bıraktığımız yerden başlasak, yine her şeyi bozacağımızı bile bile özlüyorum. Sonumuzun kırgınlık, yılgınlık olacağını bile bile seni özlüyorum.
Seni sensiz gecelerde düşünmek. Gözlerimi kapatıp hayalini kurmak ve o hayalde uzun uzun seni seyretmek. Usulca saçlarına dokunmak, uzun uzun sana bakmak... Ve her sabah umutsuzca uyanacağımı bile bile her gece senin hayal edilip, hayalimde seni öpmek. Senden kalan yadigar gömleğe sarılıp senin kokunu aramak.Üşüyorum...
Yorumlar
Yorum Gönder