Ana içeriğe atla

Biliyor musun? (Şiraz'da Sonbahar)

"Biliyor musun?" diye başlayan sözünde aslında ne istediğimizi biliyorduk da söylemek istediklerimizi, dilimizin altına süpürüyor, dilimizin altında yüreğimizden geçen kelimeleri biriktiriyorduk. Daha ne kadar birikecekti onu bilmiyorduk. Edebiyattan, sanattan, tarihten ve kahrolasıca ders notlarından bahsediyorduk. Onunla göz göze geldiğimizde yine malum cümleyi kuruyor "Biliyor musun?" diyerek konuyu değiştiriyorduk ve dilimizin altı kelime çöplüğüne dönerken; kaygılarımız artıyor, onun beni yanlış anlamasından korkuyor, yüreğimize ihanet ediyorduk. Birbirimize bakarken gözlerimiz gülüyor ve göz göze gelip “Biliyor musun?” derken onun ne bildiğini ben, benim ne bildiğimi o biliyordu. Yine de yemeğe katılan safran gibi titiz, dikkatli ve ölçülü oluyorduk. Koca tencere pilava tadını veren bir gramlık safran olduğunu unutup yemeğin özü yerine görünene odaklanıyorduk. Biz seninle safranın kıymetini bilmek yerine tencerenin büyüklüğüne kilitlenip birbirimizden uzaklaşıyorduk. Biz, bizden uzaklaştıkça benim kelimelerim şizofren bir hâl alıp dehlizlerde kayboluyordu. Şizofren olan ruhum muydu, yoksa kelimelerim mi? Onu da ayırt edemez oluyordum. Bir dahaki buluşmamızda ben: "Biliyor musun?" dediğimde, “Evet biliyorum ben de seni seviyorum.” dese ve ben de dilimin altındaki şizofren kelimelerimi süpürüp, üç bilinmeyenli denklem hâlimden çıksam. Ah bir söylese, biliyorum söylemezsin, söyleyemezsin.

Şiraz'da Sonbahar

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Hayat Kıştan İbaret

  Benim için hayat iki mevsimden ibaretti. Sıcaklığı, huzuru hissettiğim bahar, her daim mutluluk kaynağımdı. Bahar, karıncaların yuvasından çıkmasıyla başlardı. Ne zaman bir karınca yuvası görsem mutluluğum katlanırdı. Yeraltı dünyasının dev yürekli devrimcileriydi; Komün yaşamın en güzel örneğiydi onlar. Ve bu yaşam her zaman neşe kaynağım oldu.   Sonbahar melankoli olduğum zamanın mevsimiydi. Kırgın, üzgün, yüreğimin üşümesiydi. Dedim ya hayat benim için sadece iki mevsimdi. Mevsimler anlamını yitirdi seni tanıdığım akşam ve hayatımın döngüsü 23 Şubata kilitlendi. Kış umuttu artık benim için; üşüyen yorgun yüreğime, kışın ruhuma sahip olan senin benliğin umut verdi. Ve kış huzurun, umudun başlangıcı oldu. Tahmin edemezdim kışı bu kadar çok özleyeceğimi ve kışın ayazını seninle karşılamak istediğimi.   Kış beyaz örtüsüyle, yağmuruyla, sana olan sevgimin ırmak olup akması gibi gelsin. Kış hoş gelsin sefa getirsin. Kışımı bahara çeviren sevdiğim yüreğime umut ver...

AŞKIN MEVSİMİ KIŞTIR

   Bir merhaba ile başladı her şey ve "- beni tanıdın mı? " cümlesiyle devam etti. Aslında tanımamış ve ona ilk yalanı mı söylemiştim "evet tanıyorum" diyerek. Zaman tarifini ve anlamını yitirdiğinde  saatler gün, günler ay, aylar yıl gibi geçtiğinde anladım ki ona söylediğim ilk ve son yalanın bu olduğunu. Hayatın bu kadar hızlı akıp, sevginin bedenime sarmaşık dalları gibi sarmasını hiç beklememiştim. Umutsuzluğun ummanın da, çaresizliğin boşluğunda ve geçip giden günlere bomboş el sallarken yakaladı beni ve derin dehlizden çekip aldı. Adı şubattı yada şubatın yirmi üçü ne fark ederdi ki;  Kış  Levh-i Mahvolmuş bir hayatı yeniden ilmik ilmik örerken aşkı da tarif ediyordu. Aşk üç harften ibaretti ama benim ona duyduğum üç harf ile anlatılamayacak kadar derin, engin ve saftı. Şubatın yirmi üçü, belki üç harfle değil ama üç kelime ile özetleyebilirdi  ona hissettikleri mi. Yüreğimin en DERİN köşesinde ENGİNe uzanan SAF bir duyguydu ona hisset...

Kahve Kokulu Mektuplar -1

   Hani olur ya bazı şeyler vardır, tükürürsün çıkmaz boğazından , haykırsın çıkmaz. Konuşmak istersin konuşamazsın; Nefesin düğüm düğüm olur boğazına dizilir. Ne yutkuna bilirsin ne de atabilirsin.    Nefes almak bile ağır gelir sana, bir of çeker koca bir boşluğa düşersin... İşte şu an öyle bir yerdeyim. Ne yutkuna biliyor ne de nefes alabiliyorum. Umudu , hayalleri ,geleceği, yaşama dair neyi varsa yıkılmış, tükenmiş biriyim.    Üşüyorum biliyor musun. Bedenim değil ruhum üşüyor; kalbim üşüyor; hayallerim üşüyor. Hep geçmişi yaşıyorum, geçmişte sıkışıp kaldım ben, Yarınım yok biliyorum. Senin bana, benim sana kavuşa bilme umudumuz yok.     Üşüyorum, sana söylemek istediklerimi söyleyemediğim için, dilimde birikmiş kelimeler üşüyor. Sensiz geçen koca bir yıl; gecesi ayrı gündüzü ayrı zulüm. Sensiz her mevsim anlamını yitirmiş; Ne uzun bir kış yaşadı bu şehir, bu yürek. Ve de kısa bir baharı oldu bu kentin, bu bedenin. Sonbahar yapraklar...