Sanat Eğitiminde; ilköğretim ve orta öğretimde kullanılan öğretmen klavuz kitapları merkezi planlı ekonomiye benzemektedir.
Merkezi planlı yada kumandalı ekonomilerde A noktası ile Z noktasının şartları eş kabul edilip, tek bir planlama yapılmakta; bölgenin, torağın şartları, ürünün yetiştirilebilme özellikleri, sulama olanakları ekonomiye getirisi hesaba katılmamakta bu sebeple de kaliteli ürün çıktısı elde edilememektedir. Hedeflenen süreçte kalite olgusu zaten yer bile almamaktadır.
Merkezi Planlama ekonomisinin her bölgeyi eş kabul etmesi gibi; sanat eğitimde de hazırlanan öğretmen klavuz kitapları Türkiye'de yer bölgenin (şehir, ilçe, köy...) aynı olduğunu varsaymaktadır. Bu nedenle de okullardaki sanat eğitimde tek tip ürün, fabrikasyon tarzı eserler ortaya çıkmaktadır.
İlkokul 1. sınıftan ortaokul 8. sınıfa kadar geçen süreçte öğrencilerin her yıl aynı konulara muhatap kaldığı ve her yıl aynı çalışmaları yaptığını görmekteyiz. klasikleşmiş malzemeler ile klasikleşmiş konular her yıl tekrarlanmaktadır. Belirli gün ve haftalarda yapılan çalışmalar bunun en bariz örneğidir. 8 yıllık eğitim sürecinde öğrenci bir üst sınıfa geçse de görsel sanatlar dersindeki konular ve kullandığı malzemelerde bir değişme olmamaktadır. Öğrencilerde 8 yıl boyunca aynı çalışmaları fabrikasyon tarzı üreterek öğretmenine sunmaktadır.
Türkiye'nin farklı şehirlerindeki okulların yıl sonunda açtığı resim sergilerine baktığımızda bu sergiler deki çalışmaların tek tip fabrikasyon çalışmalar olduğunu görmekteyiz. Bunun da temel sebebi merkezi planlamanın uygulanmasıdır. süreç uzadıkça sanat eğitmenleri öğrenilmiş çaresizliği kabullenip kendine verilen merkezi planlamayı özümsemekte ve bu süreçle birlikte sanat çalışmalarına standart getiren öğretmen rolünü ortaya koymaktadır. Bu standartlaşma ile öğretmen üretmeyen, araştırmayan, sorgulamayan, kaygıdan uzak ve yeniliğe açık olmayan bir memur zihniyetine dönüşmektedir.
Bugün bir şehir merkezindeki okul ile bu merkeze çok yakın bir köy okulunun ekonomik ve çevre şartları bile çok farklı iken A noktası ve Z noktasında yer alan iki şehrin aynı şartlarda olmasını beklemek çıkmaz bir sokakta yön aramak gibidir. Sanat eğitim de bu merkezi planlama devam ettikçe ne sanat eğitimi gerçek amacına ulaşır, ne öğrenciler bu işten zevk alır ne de kalite anlamında sanat değeri taşıyan eserler ortaya çıkar.
Bulunan bölgenin ekonomik ve çevre şartları göz önüne alınarak her sanat eğitmeni kendi eğitim planını hazırladığında fabrikasyon tarzı üretim son bulacak ve sanat eğitimi amacına daha çok yaklaşacaktır.
Yorumlar
Yorum Gönder