Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Ağustos, 2014 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Yarım Yamalak Demokrasi Üzerine -4

      Demokrasinin tanımı matematiksel bir gerçek değil. Bu değişkenliğin en çok yaşadığı coğrafya sanırım Ortadoğu ülkeleri. Medeniyetin, kültürün beşiği olan bu coğrafya nasıl oldu da ileri demokrasiye ulaşamadı. Bu ülkelerin her biri kendi içinde kendi yarattıkları demokrasileri yaşıyorlar. Ortadoğu coğrafyasında  'ben' gibi yaşıyorsan, ben gibi düşünüyorsan senden iyi demokrat yoktur. Peki ya tam tersi ise; o zaman başın derttedir bu coğrafya da. İşin ilginç tarafı Ortadoğu coğrafyasındaki muhalif  bireylerde aynı saplantı da değil mi? Var olan sisteme muhalifsen onların değerlerine karşıysan sen iyi demokratsın. Değilsen, sistemin adamısın damgasını yersin. Bu ülkeler neden askeri format, neden tek tip insan modeli üzerinde durur. Bu ülkelerde iktidar, muhalif olanları susturmak için sözüm ona demokrasi adına elinden geleni yapar. Muhalif kanatta bir gün olur gücü eline geçirirse rejim yanlılarını (eski iktidarı) sindirebilmek için elinden geleni ardına ko...

Sanat Eğitiminde Eğitmenin Eğitimi

      Sanat eğitimi okul öncesi, okul dönemi ve okul sonrasını da kapsayan aşamalı bir süreçtir. Bu sürecin ilk basamağından başlayarak çocuklarımızın sanatsal yaratıcı etkinlikler içinde olması önemlidir. Sanat eğitiminde öğrencilerimizle etkinliğe başlamadan önce verilecek konuyla ilgili beyin fırtınası yapılmalıdır. Ardından  hayal etmeleri, düşünmeleri, sorgulamaları, konuyu zihinlerinde resmetmeleri, konu hakkında düşüncelerini sınıfta sözel olarak paylaşmaları, dramatize etmeleri, gerekirse  hayalindeki çalışmayı yazıya dökmeleri istenmelidir. Etkinliğe başlamadan önce öğrencilere  konuyu vermek yada hazır çizilmiş  nesnelerinin içini boyamalarını istemek sadece ders saati içinde boşa zaman geçirmektir. Bu süreç öğrencilerin üretkenliğini, kendilerini tanımalarını, yetilerinin farkına varmalarını, duyan, düşünen, sorgulayan bireyler olmalarını engelleyecektir. Öğrencilerimizin görmeyi ve bakmayı ayırt etmesi, duymayı, dokunmayı, eleştirme...

Yarım Yamalak Demokrasi Üzerine-3

   Bizim gibi ülkelerde ister çoğunluğun iktidarı ister darbe dönemi olsun her iktidar kendi demokratik anlayışını yarattı. Binaenaleyh bu ülke her dönemde ötekisini yaftalamak ve hor görmeden geri durmadı. Bizden olan ve olmayan diye kutuplara ayrıldık ve ötekileştirmekten hiç bir zaman çekinmedik. Toplum kendinden farklı düşünenlere hiç bir zaman müsamaha göstermediği gibi karşısındakini dinlemeye bile gerek duymadı. Geçmişte de bu böyleydi, günümüzde de böyle, eğer umutsuz olursak gelecekte de böyle olacaktır.    Özgürlük sadece senin ya da benim yaşam alanım değil, bizim yaşam alanımız olduğunu kavradığımızda sorunlarımız azalmaya başlayacaktır. İktidarlar sadece kendi özgürlük alanını çizer, diğerlerini dışlarsa, ötekileştirme bir kural haline gelecek bu kuralın evrilmesi bunu yasa gibi algılamamamıza neden olacaktır.      Kimi için inançlarını özgürce yaşamak, kimi için inanmadığı için dışlanmamak, kimi için anadilini özgürce konuşmak, kimi...

Yarım Yamalak Demokrasi Üzerine-2

      Hep Saygıdan bahsederiz. "-Seni sevmiyorum ama sana saygı duyuyorum" en klişe sözümüzdür. Bir düşünsenize; sevmiyorsun hatta nefret ediyorsun, elinden gelse bir kaşık suda boğacaksın ama SAYGI duyuyorsun. Sen kendini mi kandırıyorsun. Yoksa etrafına gülücükler saçan sözüm ona demokratik görünmeye çalışan bir zat-ı muhteremlere mi benziyorsun. Sevmiyorsan ( bu bir siyasi görüş olur, birey olur, yaşam tarzı olur...) saygı da duyma. Kendimizi de  aldatmayalım boşuna.       Şunu söylemek daha mantıklı geliyor bana. "- Evet, sevmiyorum, saygıda duymuyorum AMA senin fikirlerini yaymana, yaşam tarzına, düşünlerini paylaşmana, arkadaşlarına, orana burana ne yaptırdığına, hangi siyasi oluşum için de yer aldığına müdahale etmiyorum."  Bırakalım kim ne yapmak isterse yapsın. İsteyen istediği gibi düşünsün, isteyen istediği gibi yaşasın, isteyen giyinsin giyinmesin, isteyen bağırsın çağırsın.      Seni sevmesem de (geniş bir anl...

Yarım Yamalak Demokrasi Üzerine-1

    Türkiye'deki seçim süreciyle ilgili yurt dışındaki bazı arkadaşlarımın yazılarını okudum.   1980 sonrası bu ülkenin yaşadıkları malumunuz. 1980 Askeri darbesi sonrası aralarında Cem Karaca, Selda Bağcan, Melike Demirağ, Yılmaz Güney, Şanar Yurdatapan... gibi isimlerinde olduğu 20.000'e yakın insanımız vatandaşlıktan çıkartılarak MÜLTECİ konumuna düşürülmüştü. Bugün İran, Suriye, Afganistan gibi ülkelerden binlerce mülteci ülkemize sığınıyor. Bugün itibariyle yarım yamalak bir demokrasimiz var. Mülteci kabul eden Türkiye 1980 Faşist askeri darbesi sonrası kendi insanını mülteci konumuna düşürdü. Dünü, bugünü biliyoruz. Ülkemiz için geleceğin ne olduğunu kestirmek zor.