Ana içeriğe atla

Nefessiz kalmak


Nefessiz kalmak nedir bilir misin? Nefesinin, yüreğine bir iğne gibi batmasının nasıl bir his olduğunu... Nefes almanın sana verdiği acıyı, huzursuzluğu, korkuyu. Dün geceden beri yaşadığım yürek ağrısı nefessiz bıraktı bedeni mi. Kelimeler boğazıma dizildi; ne yuta biliyorum nede haykıra biliyorum. Ruhum üşüyor, dilimin söylediğini yüreğim söylemediği için ruhum bedenimi terk ediyor.
23 Şubattı umudun, huzurun, nefesin adı ve  kara bir Nisan günü nefesim boğazıma dizildi. Nisanın kara günü huzurumu gölgeleyip umudumu kendine yoldaş edinip bu yüreğin en derin diyarından göçüp gitti.
Nice 23 Şubatlar yaşamaktı umudum, sevdam. Nefesim kesildiği gün geleceğim, şubatın canfezası silinip gitmişti. Hata kimdeydi bilemem aradığım hata değil; sorguladığım hatayı kimim yaptığı değil; yeni hataları neden yaptığıydı.

İnsan hayatta bir kere âşık olurmuş, gerisi ise yalanmış.  Yalanın en büyüğü de dilinin söylediğini yüreğinin dile getirememesi, söyleyememesiymiş. Dedik ya insan bir kere âşık olur. Sevginin, heyecanın, umudun, umutsuzluğun, huzurun ve daha tarif edemeyeceğin onlarca duyguyu yaşadığın yüreğinin yoldaşı şubatın canfezasında sana gelir ve ona âşık olursun.
Kara bir Nisan gününde yüreğinden giden bir şey yoktur aslında, seni terk eden yaşadığın sükûtu hayaldir. Giden bir beden olsun yolu da bahtı da açık olsun. Bende kalan onun yüreği, ruhudur. Ben bir bedene değil o bedenin derinlerindeki yüreğe âşık oldum.
İnsan bir kere âşık olur.  Ve ben o aşkı yaşadım. Ömrümün sonuna kadar yetecek aşkın kokusunu yüreğimin derinliklerine serptim. 23 Şubat aşkın adı oldu benim için ve her yıl onsuz onu anarak Şubatın canfezasını karşılayacağım.
Aşık oldum bir kere

Zamanla acılarımın hafiflediğini fark edeceğim ve zamanla nefes almasını öğreneceğim.  Acımı hafifletmek için yüreğime binlerce yalan söyleyeceğim ama yüreğim beni dinlemeyecek. Değil yıllar kıyamette kopsa yüreğim tek biri için çarpacak, zaman bedenimin acılarını hafifletecek ama ona olan bağlılığımın aşkını katlayarak büyütecek.
Dedim ya âşık oldum bir kere…



Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Hayat Kıştan İbaret

  Benim için hayat iki mevsimden ibaretti. Sıcaklığı, huzuru hissettiğim bahar, her daim mutluluk kaynağımdı. Bahar, karıncaların yuvasından çıkmasıyla başlardı. Ne zaman bir karınca yuvası görsem mutluluğum katlanırdı. Yeraltı dünyasının dev yürekli devrimcileriydi; Komün yaşamın en güzel örneğiydi onlar. Ve bu yaşam her zaman neşe kaynağım oldu.   Sonbahar melankoli olduğum zamanın mevsimiydi. Kırgın, üzgün, yüreğimin üşümesiydi. Dedim ya hayat benim için sadece iki mevsimdi. Mevsimler anlamını yitirdi seni tanıdığım akşam ve hayatımın döngüsü 23 Şubata kilitlendi. Kış umuttu artık benim için; üşüyen yorgun yüreğime, kışın ruhuma sahip olan senin benliğin umut verdi. Ve kış huzurun, umudun başlangıcı oldu. Tahmin edemezdim kışı bu kadar çok özleyeceğimi ve kışın ayazını seninle karşılamak istediğimi.   Kış beyaz örtüsüyle, yağmuruyla, sana olan sevgimin ırmak olup akması gibi gelsin. Kış hoş gelsin sefa getirsin. Kışımı bahara çeviren sevdiğim yüreğime umut ver...

Türkiye seçimlerini doğru okumak

  1950 seçimlerinde merkez sağ Demokrat Partinin birinci parti olmasından 1999 milletvekili seçiminde  merkez sol DSP'nin birinci parti olmasına kadar geçen yarım asırlık dönemde Türkiye'de 13 kez milletvekilliği seçimleri yapılmıştır. Bu sürece baktığımızda Merkez sağın (DP-AP-ANAP-DYP) 8 seçimde lider parti olduğunu;  merkez solun (CHP-DSP) 4 seçimde lider parti olduğunu, 1995 seçiminde  merkez sağ partilerden ANAP ve DYP'nin oyların %39'unu alarak  2. ve 3. parti olduklarını; aynı seçim döneminde RP'nin %21 ile lider parti olduğunu görüyoruz. 1995 seçimlerinden RP'nin lider parti olarak çıkmasında merkez sağın bölünmüş, kutuplaşmış oylarının etkili olduğunu da unutmamak gerekir. 1970'ler den itibaren Türkiye'deki siyasi partilerdeki parçalanma, siyasal İslamın ve aşırı milliyetçiliğin büyümesine zemin hazırlamıştır. 12 Eylül 1980 askeri darbesinden sonra bu parçalanma daha da derinleşerek 1995'de siyasal İslami bir partinin liderliğe kadar yüksel...

Yalana Dair

Hayat, aşka dair tutkuları bizden çalarken  geriye kalan tutkunun silüetiyle avunduk. Oysa biz çocukluğundan beri sevgiye hasret iki sabi olarak birbirimize sarılmış, hasret duyduğumuz sevginin yoksunluk duygusunu aşk sanmıştık. Hayat -mış ile geçerken hasret olduğumuz sevgiyi kaybetmeme adına birbirimize kendi inandığımız yalanları söyledik. Münkesir üzerine kurulu bir hayatta zerrelerinin son özdeciklerini de tüketince sen benim yüküm, ben de senin külfetin oldum. Birbirimizin yaralarına sarılırken dermanın biz olmadığını hayal bile edemiyorduk. Halbuki biz sevgiden öte geçmişin tutkularıyla birbirimizi avuttuk ve geçmişe dair yaranın geçmediğini idrak ettiğimizde yükümüzden kurtulmak için inanmadığımız yalanlara sarıldık. Sen beni ben de seni incitmeden silüetin son izlerini silerken tekamülünü tamamlayamayan bir aşkın kurbanları olarak daha derin bertiklere neden olduk.