1950 seçimlerinde merkez sağ Demokrat Partinin birinci parti olmasından 1999 milletvekili seçiminde merkez sol DSP'nin birinci parti olmasına kadar geçen yarım asırlık dönemde Türkiye'de 13 kez milletvekilliği seçimleri yapılmıştır. Bu sürece baktığımızda Merkez sağın (DP-AP-ANAP-DYP) 8 seçimde lider parti olduğunu; merkez solun (CHP-DSP) 4 seçimde lider parti olduğunu, 1995 seçiminde merkez sağ partilerden ANAP ve DYP'nin oyların %39'unu alarak 2. ve 3. parti olduklarını; aynı seçim döneminde RP'nin %21 ile lider parti olduğunu görüyoruz. 1995 seçimlerinden RP'nin lider parti olarak çıkmasında merkez sağın bölünmüş, kutuplaşmış oylarının etkili olduğunu da unutmamak gerekir. 1970'ler den itibaren Türkiye'deki siyasi partilerdeki parçalanma, siyasal İslamın ve aşırı milliyetçiliğin büyümesine zemin hazırlamıştır. 12 Eylül 1980 askeri darbesinden sonra bu parçalanma daha da derinleşerek 1995'de siyasal İslami bir partinin liderliğe kadar yükselmesine neden olmuştur.
Bu yarım asırlık dönemde (1950-1999 arası) merkez sol oyların % 42 bandını aşamadığını; 1954 seçimlerinde merkez sağın ise %58 bandına dayandığı görülmektedir. Bu dönemin basit bir aritmetik ortalamasını alırsak %35- %40 arası kemikleşmiş bir merkez sağ seçmen kitlesinin %20-25 arası kemikleşmiş merkez sol seçmen kitlesinin olduğunu görmek ve söylemek zor olmasa gerek.
2002 seçimlerinden sonra merkez sağdaki iki siyasi parti (ANAP ve DYP) seçmen kitlesini kaybetmiş ve bu tarihten sonra yapılan hiç bir seçimde lider parti seviyesine çıkamamışlardır. Peki bu merkez sağın kemikleşen seçmen kitlesi nerededir?
2002 seçimlerinden itibaren kendine ANAP ve DYP dışında 3. bir merkez sağ alternatifi bulamayan merkez sağın seçmen kitlesi merkez sağın muadili gördüğü AKParti'ye rotasını çevirmiştir.
Bugün merkez sağın temel problemi seçmen kitlesini peşinden sürekleyecek bir lidere, söyleme, coşkuya sahip olamaması ve umut verecek bir sinerji yaratamamasıdır. Merkez sağda bu sinerji oluşturulamadığı sürece Türkiye'deki seçim tablosu çokta değişmeyecektir.
Bu yarım asırlık dönemde (1950-1999 arası) merkez sol oyların % 42 bandını aşamadığını; 1954 seçimlerinde merkez sağın ise %58 bandına dayandığı görülmektedir. Bu dönemin basit bir aritmetik ortalamasını alırsak %35- %40 arası kemikleşmiş bir merkez sağ seçmen kitlesinin %20-25 arası kemikleşmiş merkez sol seçmen kitlesinin olduğunu görmek ve söylemek zor olmasa gerek.
2002 seçimlerinden sonra merkez sağdaki iki siyasi parti (ANAP ve DYP) seçmen kitlesini kaybetmiş ve bu tarihten sonra yapılan hiç bir seçimde lider parti seviyesine çıkamamışlardır. Peki bu merkez sağın kemikleşen seçmen kitlesi nerededir?
2002 seçimlerinden itibaren kendine ANAP ve DYP dışında 3. bir merkez sağ alternatifi bulamayan merkez sağın seçmen kitlesi merkez sağın muadili gördüğü AKParti'ye rotasını çevirmiştir.
Bugün merkez sağın temel problemi seçmen kitlesini peşinden sürekleyecek bir lidere, söyleme, coşkuya sahip olamaması ve umut verecek bir sinerji yaratamamasıdır. Merkez sağda bu sinerji oluşturulamadığı sürece Türkiye'deki seçim tablosu çokta değişmeyecektir.
Yorumlar
Yorum Gönder