Ana içeriğe atla

Kayıtlar

2015 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Türkiye seçimlerini doğru okumak

  1950 seçimlerinde merkez sağ Demokrat Partinin birinci parti olmasından 1999 milletvekili seçiminde  merkez sol DSP'nin birinci parti olmasına kadar geçen yarım asırlık dönemde Türkiye'de 13 kez milletvekilliği seçimleri yapılmıştır. Bu sürece baktığımızda Merkez sağın (DP-AP-ANAP-DYP) 8 seçimde lider parti olduğunu;  merkez solun (CHP-DSP) 4 seçimde lider parti olduğunu, 1995 seçiminde  merkez sağ partilerden ANAP ve DYP'nin oyların %39'unu alarak  2. ve 3. parti olduklarını; aynı seçim döneminde RP'nin %21 ile lider parti olduğunu görüyoruz. 1995 seçimlerinden RP'nin lider parti olarak çıkmasında merkez sağın bölünmüş, kutuplaşmış oylarının etkili olduğunu da unutmamak gerekir. 1970'ler den itibaren Türkiye'deki siyasi partilerdeki parçalanma, siyasal İslamın ve aşırı milliyetçiliğin büyümesine zemin hazırlamıştır. 12 Eylül 1980 askeri darbesinden sonra bu parçalanma daha da derinleşerek 1995'de siyasal İslami bir partinin liderliğe kadar yüksel...

Sanat Eğitimi ve Merkezi Planlama

     Sanat Eğitiminde; ilköğretim ve orta öğretimde kullanılan  öğretmen klavuz kitapları merkezi planlı ekonomiye benzemektedir.       Merkezi planlı yada kumandalı ekonomilerde A noktası ile Z noktasının şartları eş kabul edilip, tek bir planlama yapılmakta; bölgenin, torağın şartları, ürünün yetiştirilebilme özellikleri, sulama olanakları ekonomiye getirisi hesaba katılmamakta bu sebeple de kaliteli ürün çıktısı elde edilememektedir. Hedeflenen süreçte kalite olgusu zaten yer bile almamaktadır.      Merkezi Planlama ekonomisinin her bölgeyi eş kabul etmesi gibi; sanat eğitimde de hazırlanan öğretmen klavuz kitapları Türkiye'de yer bölgenin (şehir, ilçe, köy...) aynı olduğunu varsaymaktadır. Bu nedenle de okullardaki sanat eğitimde tek tip ürün, fabrikasyon tarzı eserler ortaya çıkmaktadır. İlkokul 1. sınıftan ortaokul 8. sınıfa kadar geçen süreçte öğrencilerin her yıl aynı konulara muhatap kaldığı ve her yıl aynı çalışmala...

Sanal Yalnızlık Üzerine

   Hayatımızın her alanına giren sosyal medyayı ne kadar etkin kullanabiliyoruz. Tatildeki fotoğrafları paylaşmak, arkadaşlarımızla öz çekim yapmak ya da  "-ben buradayım bilin ha " edalarıyla  kullanılan Swarm dışında  ne kadar bu sosyalleşmenin içindeyiz. Şöyle bir göz atın kendi sosyal paylaşım sitelerinize; bu sitelerde paylaşılan yazıların sadece başlıklarını okuyup beğenme güdüsünde olanlarda var. Ya da o beni beğendi bende onu beğeneyim mantığıyla hareket edenler. Bazıları için önemli olan neyin beğenildiği değil; sadece beğeniye cevap vermek. Evet bu kadar sanal olduk. Her gün kullandığınız sözüm ona akıllı telefonunuzla  ve bilgisayarınızla geçirdiğiniz zaman kadar kimle aynı zamanı paylaşıyorsunuz.    Sevdiğiniz bir dostunuza en son ne zaman bir mektup yazdınız? Hala günlük tutuyor musunuz? Ev telefonunuzdan bir arkadaşınızı en son ne zaman aradınız? Bu kadar mı yalnızlaştık. Her gün bir yenisi çıkan sosyal medyaya üye olarak yeni sa...